Anunnakiler


Hemen her kültürün geçmişinde çeşitli görevleri olan insan benzeri tanrılar vardır. Tüm bu tanrıları bir araya getirdiğimizde binlerce tanrının oluşturduğu bir keşmekeş ortaya çıkmaktadır. Ancak dikkatle incelendiğinde, aslında durumun bu kadar da karışık olmadığı anlaşılır. Çünkü farklı toplumların farklı tanrıları, aslında sayıları ve rütbeleri belli olan Sümer tanrılarının isim değiştirmiş halleridir. Hikâyeleri kulaktan kulağa geçtiği için birbirine karışmış olsa da bir tanrıça İnanna; İştar, Afrodit, Venüs, Kibele farklı kültürlerin farklı isimlerle andığı tek bir tanrıçadır.

İşte bu blog, insan suretindeki tanrı ve tanrıçaların aslında kadim geçmişte dünyamıza gelmiş bir uzaylı türü olduğunu ve adlarına da anunnakiler (nefilimler) dendiğini önermektedir. Anunnakiler Sümerce’den alınmış bir terimdir; “gökyüzünden yerküreye inenler” anlamındadır. Nefilimler ise genellikle devler olarak tercüme edilse de tam olarak “gökten düşmüş olanlar” anlamını taşımaktadır. Anunnakilerin gelmiş olduğu gezegen bize hiç de uzak değildir. Güneş Sistemimiz’in onuncu gezegeni olan ve bugünlerde keşfedilmeyi bekleyen Nibiru, günümüzdeki ismiyle Planet X, bu uzaylı türün anavatanıdır. Bizlerden uzun boyları ve uzun yaşamları dışında fiziksel olarak pek farkları olmayan anunnakilerin çok ileri teknolojilerinin bulunduğu bir gerçektir. Sahip oldukları bu teknoloji onları tanrılaştırmamıza vesile olmuştur.

Anunnakilerin tüm tabletlerde geçen yazı dilleri, anlatımları, hırsları, savaşları, aşkları, kararları bizden pek de farklı olmadıklarını göstermektedir. Lakin asla bizler kadar vahşi olmamışlardır. Şimdi bizim gibi uzaylı bir tür olan, geçmişimizde kendilerine tanrı dediğimiz bu anunnakileri biraz tanıyalım.

Tüm Tanrılar ve Tanrıçalar Sümer Kökenli

Binlerce yıl boyunca yükseköğrenim ve dinsel yazıtların dilini oluşturan "eski sözcüklerin", Sümer dili olduğuna hiç şüphe yoktur. Ayrıca "eski tanrıların", Sümer tanrıları olduğuna da hiç şüphe yoktur; Sümer tanrılarıyla ilgili olanlardan daha eski tanrılara ait kayıtlar, soy kütükleri, masallar ve tarihçeler hiçbir yerde bulunamamıştır.

Bu tanrılar (orijinal Sümer biçimlerinde veya daha sonraki Akkad, Babil veya Asur biçimlerinde) adlandırılmış ve art arda sıralanmıştır: Liste yüzlerce isim göstermektedir. Ama sınıflandıklarında, bunların bir ilâhlar karmaşası olmadığı bellidir. Başlarında bir Büyük Tanrılar panteonu vardır; bir İlâhlar Meclisi tarafından yönetilirler ve birbirleriyle akrabadırlar. Daha ikincil dereceli yeğenler, kuzenler, torunlar ve benzerleri dışarıda bırakıldığında, çok daha küçük ve tutarlı bir ilâhlar grubu ortaya çıkar; her birinin oynadığı bir rolü, her birinin belirli güçleri veya sorumlulukları vardır.

Sümerliler "göklerden" olan tanrıların olduğuna inanmaktaydılar. "Şeyler yaratılmadan önceki" zamanlardan söz eden metinlerde böylesi gök tanrılardan Apsu, Tiamat, Anşar, Kişar diye söz edilmektedir. Bu kategorideki tanrıların Dünya üstünde ortaya çıktığına dair hiçbir iddia yoktur. Dünya yaratılmadan önce var olan bu "tanrılara" daha yakından baktığımızda, bunların güneş sistemimizi oluşturan gök cisimleri olduğunu fark ederiz; ve size göstereceğimiz üzere, bu gök cisimleriyle ilgili sözde Sümer mitleri, aslında, güneş sistemimizin yaradılışıyla ilgili olan kesin ve bilimsel olarak makul kozmolojik kavramlardır.

Ayrıca "Dünya'dan" olan ikinci dereceli tanrılar da vardır. Onların kült merkezleri, çoğunlukla taşra kasabalarıdır; yerel ilâhlardan daha fazla bir şey değillerdir. En fazla, bazı sınırlı operasyonların sorumluluğunu almışlardır; örneğin, içkilerin hazırlanışını gözeten tanrıça NİN.KAŞİ ("bira-hanım") gibi. Onlar hakkında, hiçbir kahramanlık hikâyesi anlatılmaz. Ürkütücü silahları yoktur ve diğer tanrılar onların emirleriyle titremezler. Kişiye en çok, Yazılıkaya'daki Hitit kaya yontularında resmedilen resmî geçitte en sonda yürüyen genç tanrılar grubunu hatırlatırlar.


İki grubun arasında, "kadim tanrılar" denen, Gök ve Yer tanrıları vardır. Onlar, destanların "eski tanrıları"dırlar, ve Sümer inanışına göre, göklerden Dünya'ya inmişlerdir. Bunlar, yerel ilâhlar değildir. Ulusal, daha doğrusu uluslararası tanrılardır. Bazıları, insanlardan bile önce, Dünya'da mevcuttur ve faaldir. Aslında, insanın varoluşunun ta kendisi, bu tanrıların kasıtlı yaratıcı girişiminin bir sonucudur. Bunlar güçlüdür, ölümlü becerilerin veya idrakin ötesinde yeteneklere sahiptirler. Yine de bu tanrılar sadece insana benzemekle kalmaz, hem onlar gibi yiyip içer hem de sevgi ve nefret, sadakat ve ihanet gibi her insani duyguyu da sergilerler.

Bazı başlıca ilâhların rolleri ve hiyerarşik konumları binlerce yıl içinde değişmiş olsa da, bir grubu zirvedeki konumlarını, kendilerine duyulan ulusal ve uluslararası hürmeti hiç yitirmediler. Bu merkezî gruba daha yakından baktığımızda, ortaya yakın akraba olmalarına karşın acı biçimde bölünmüş bir tanrılar hanedanı, bir ilâhi aile tablosu çıkar.

Anunnakiler ve Yetki Frekans Sayıları

Anu, Enlil ve Enki'nin oğullarının ve onların çocuklarının hanedanlık silsilesindeki konumları, özgün bir Sümer aracıyla netleşir: belirli tanrılara sayısal rütbe atfetme. Bu sistemin keşfi, Sümer uygarlığı çiçek açtığında Gök ve Yerin Tanrılarının Büyük Meclisindeki üyeleri de ortaya çıkarır. Bu Üstün Panteonun on iki ilâhtan oluştuğunu görürüz.

Büyük Tanrılara şifresel bir sayı sisteminin uygulandığına dair ilk ipucu, Sin, Şamaş ve İştar adlı tanrıların adlarının yerine bazen 30, 20 ve 15 rakamlarının konduğunun keşfiyle ortaya çıktı. Sümer altılı sistemindeki en yüksek birim olan 60 Anu'ya atfedilmişti; Enlil 50 "idi", Enki 40 ve Adad 10. 10 sayısı ve onun 60 aslî sayısı içindeki katları, eril ilâhlara atfedilmişti; bu nedenle sonu 5 ile biten rakamların dişil ilâhlara atfedilmiş olması mantıklı görünmekteydi. Bundan yola çıkarak,
aşağıdaki şifreli tablo ortaya çıkar:


Ninurta'ya da, babası gibi 50 sayısının atfedildiğini öğrendiğimizde şaşırmamalıyız. Diğer bir deyişle, hanedandaki rütbesi şifreli bir mesajla aktarılır: Eğer Enlil giderse, sen, Ninurta, onun yerine geçersin, ama o zamana dek, On İkilerden biri değilsin, çünkü "50" rütbesi dolu.


Sümer'de daha birçok tanrı vardır; Büyük Tanrıların çocukları, torunları, yeğenleri ve kuzenleri; ayrıca "genel görevlere" atanmış (denilebilecek) Anunnakiler adıyla anılan birkaç yüz tanrı daha vardır. Ama sadece on ikisi Büyük Grubu oluşturur. Eğer bir tablo hâlinde gösterirsek bunlar, bunların aile ilişkileri ve hepsinden de önemlisi hanedandaki veraset konumları daha kolay anlaşılabilir:

Anunnaki Soy Ağacı


                                                       AN / ANU

ENLIL                            NINMAH / HATHOR                          EA / ENKI   

NINURTA / NINGIRSU                                                         THOT / HERMES








4 yorum:

  1. Anunnakiler insanları yarattıysa onları kim yarattı ? Onlardaki yaratıcı kavramı var mıdır nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah bilir ;)

      Sil
    2. Yaratılış tabletlerine bakıldığında "Herşeyin yaratıcısı Babamız" dediklerini Enlil, Enki ve Anu'nun ağzından duymaktayız. Bu da onların mutlak bir yaratıcıya inandıklarını gösterir. Ancak; anladığımız kadarıyla peygamberlik kavramına sahip değiller. Yani deist olduklarını söyleyebiliriz. Yaratıcıları ile ilgili ellerinde somut sayılabilecek bir bilgiye sahipler. Hatta bu bilgiye insanlığın kaderini çizdikleri bir anda vakıf oluyor (Yok etme planı) Gazul denilen bir varlığın olaya müdahil olmasıyla bu plandan vaz geçiyorlar. Sonradan tüm tanrılar anlıyor ki; bu Gazul isimli varlık herşeyin yaratıcısı tarafından gönderilen bir elçi ve insanlığın kaderinin herşeyin yaratıcısı baba tarafından kurtarıldığını idrak edip, insan varlığına saygı göstermeye ve özgürlüklerini ellerine vermeye karar veriyorlar.

      Sil
  2. Annunakiler tanrï degildir
    Nibiru gezegeninden dünyaya inen gezegenlerinin atmosferi bozuldugundan bunu düzeltmek için dünyada sıkca bulunan altı nı ögütüp toz haline getirip gezegenlerinin atmosferini düzeltmek için dünyaya inen uzaykilardir
    Bunlar altini cikarma işleninde zorlandiklarindan dpnyada yašiyan neanta denilen yari maymun dakat cok kuvvetli fakat düşünce ve konuşmadan yoksun olan neantalalara binevi gen takviseyi yaparak onlara düşünce ve akil takviseyi yapmiş köle diye calïştirmiş fakat hergecen gpn güclenen bilgu sahibi olan köleler tanri dedikleri ki anunakiler bilgi ve zekadan ve teknolojiden oldukca üstün olduklarin onlara tanri demişler
    Köleler isyan cilarir savaş başlar enlil yarattigiklari türü yok etmek icin dünyada felaked cikarir 3dinde bu olay tufan diye gecer
    Fakat Enki bu felaketi gîlgamiş denilen sümerlerden birine anlatir oda silesine bir sal yaparak kurtarir bu tufandan
    Olay aynen böyle iken bizim 3 bpypk tek tanrili dinler onlardan kopya ceker degišik anlatir
    Bu dedikleeim sümer tabletlerinde yazar
    5600 senelik günümüze kadar ulaşdi
    Insanlardan gizleniyor gercekler
    Tabletleei okuyan tek insan zekeriya sitchin denilen bir yazar arkeolog

    YanıtlaSil