25 Ocak 2023 Çarşamba

10. Boyut Kitabımın Önsözü


 
ÖNSÖZ

Yorgun argın bir iş gününün ardından eve gelerek televizyonu açtığımızı ve hakkında hiçbir fikrimizin olmadığı bir filme denk geldiğimizi düşünelim. Sonra bunu bir adım daha öteye taşıyarak bitmek üzere olan bu filmin aniden içine ışınlandığımızı varsayalım. Son olarak evde televizyon başında oturan bilinçli halimizle bağımızın tamamen koptuğunu ve yepyeni bir bilinçle filmin içinde bulunduğumuzu hayal edelim.

Buradaki varlığımız artık gerçekliğimiz olmuştur ve bir filmin karakterine dönüşmüş olan bizler için artık her şey bir yanılsamadan ibarettir. Lakin bunu bilmediğimiz için gerçeği aramak gibi bir derdimiz de olmayacaktır. Çünkü aklımız sayısız acil durumu, üç boyutlu ele alacak şekilde evrimleşmiştir. Bu nedenle kendi güvenliğimizi sağlamak en önemli önceliğimiz olacaktır.

Kendimizi garanti altına aldıktan sonraki ilk işimiz; burada oluş nedenimizi öğrenmek, konunun ne olduğunu bulmak olacaktır. Ancak bunu araştırmak ya da sorgulamak yerine, etraftan yardım istemek daha kolayımıza gelecektir. İşte o ilk anlarda bize ne anlatılırsa ona inanacağız ve bizim gibi inanmış olan diğerleriyle aynı saflarda yer alacağız. Hatta başkalarıyla inanç savaşları yapmamız bile bu noktada belki mümkün olacak.

Senaryodaki bazı mantık hatalarını zaman zaman fark edip paylaşsak dahi bize yakın çevremizin anlattıkları, inanç noktasında hep daha ağır basacaktır. Bu yanılsamadan ibaret olan hayatın bir diğer yanılsaması ise kendimizi ve yakınımızdakileri aktör, aktris ve başrol oyuncuları olarak görme eğilimi olacaktır. Oysa filmdekilerin büyük çoğunluğu gibi bizler de sadece birer figüran olabiliriz.

Bir başka yanılsama da hepimizin aslında iki boyutlu bir ekranda olduğumuz gerçeğini bilmeden, üç boyutlu bir dünyayı tecrübe ettiğimize olan inancımız olacaktır. Zaman geçtikçe bize anlatılanlar, deneyimler, edindiğimiz tecrübeler ve gelişen süreçlerle bu sahte dünyaya her gün biraz daha uyum sağlayacağız. Bir vakit sonra diğer herkes gibi biz de filmin bir parçası sayılacağız. Bu noktadan sonra artık yanılsamalarla dolu bu hayattan ayrılarak gerçeğe ulaşabilmenin tek yolu, ne yazık ki sadece filmin bitişi olacaktır.

İşte bizler de benzer süreçleri dünya sahnesinde yaşıyoruz. Halihazırda devam etmekte olan bir filmin ortasına bırakılmış gibiyiz. Birçoğumuz işin kolayına kaçarak kendilerine anlatılanlara inanmayı tercih ediyor. Bazılarımız ise konuyu ya da senaryoyu anlayabilmek, neden burada olduğumuzu çözebilmek adına bir ömrü sorgulayarak geçiriyor. Bilinçli bir şekilde yeryüzünde var olduğumuzdan beridir bu devran böyle sürüp gidiyor.

Ancak yukarıdaki bahsettiğim filmin içinde yaşayanlara göre biraz daha şanslı olabiliriz. Çünkü 20. yüzyılda ortaya çıkan iki temel fizik kuramı sayesinde sorularımızın bir kısmına yanıtlar bulabileceğimiz, hayatımızın film mi yoksa gerçek mi olduğunu öğrenebileceğimiz özel zamanlarda bulunuyoruz. Bu iki fizik kuramı, Einstein'ın genel göreliliği ve onun tam tersi, kuantum kuramıdır.

Genel görelilik, uzay ve zaman dokusuyla bir arada tutulan kozmosun, yıldızların ve galaksilerin kuramıdır. Kuantum kuramıysa aksine uzay-zamanın herhangi bir içerikten yoksun parçacık benzeri kuvvetlerle bir arada tutulan, atomaltı parçacıklardan oluşan bir küçük evren kuramıdır.

Bu kuramlara bilimsel gelişmeleri de eklediğimizde “Neden buradayız?” gibi temel soruların daha karmaşık olan “Evrenimiz sonsuz mu, evrende yalnız mıyız?” gibi sorulara evrildiğini görmekteyiz.

Bilimsel olarak baktığımızda Drake’nin denklemine göre galaksimizde en az 200 bin yıldızın bir tür zeki yaşama sahip olması gerekmektedir. Kardaşev Ölçeği’ne göre ise Tip II ya da Tip III seviyesindeki uygarlıkların da birkaç bin ışık yılı çapında mesafeleri ölçen ve kolaylıkla tespit edilebilen bir elektromanyetik ışıma küresi göndermeleri gerektiğinin bilincindeyiz.

Ancak ilginç olan şey, dünya dışı uygarlıkların var olma olasılığının gayet yüksek olduğuna dair tahminlerin varlığı ile bunu doğrulayacak herhangi bir kesin kanıtın ya da temasın yokluğu arasındaki çelişkidir ve bu çelişki Fermi Paradoksu olarak adlandırılmıştır.

Bunca zeki yaşam varken neden bir yerlerden atık ısı ya da radyo dalgaları hiç almadık ki? Peki, neden uzaylıları şu ana kadar hiç görmedik? Acaba sürekli görüyor ama fark etmiyor olabilir miyiz?

Son zamanlarda yaşadığımız bilinç sıçramasıyla bu ‘neden’li sorularımız, bilimsel bakış açısına ek olarak farkındalıklı bir yaklaşım noktasına da taşınmıştır:

Neden varız, niçin buradayız, sonsuz evrenler neden bulunmakta? Neden gelişmek, yükselmek, tekâmül etmek zorundayız? Neden düalite var olmak zorunda? Neden iyilikler kadar kötülükler de bu sistemin en kritik öğelerinden birisi? Neden, neden, neden?

İşte bu ‘neden’li sorulara bir şekilde cevaplar versek bile göreceğiz ki çözüm olmayacaktır. Çünkü bu sefer de kafamızda daha fazla soru oluşmuş olacaktır. İsterseniz bunu bir deneyelim:

Neden Dünya’ya geldik? Tekâmül etmek için…

Peki neden tekâmül etmek zorundayız? Gelişip yükselmek, öğrenmek için…

Neden gelişip yükselmek zorundayız? Daha üst bir bilince erişmek için…

Daha üst bir bilince erişmek gibi bir derdimiz neden olsun ki? Nihai olarak Bir’e ulaşmak için…

Neden Bir’e ulaşabilmek için bu denli çetrefilli yollar gereksin ki?



Görüldüğü gibi tüm zamanların ortak ve belki de en önemli sorusudur: “Neden?”

Çünkü verilen herhangi bir cevap, aynı zamanda daha fazla soru demektir.

10. Boyut kitabı, bu “Neden?” ile başlayan sorular için yazıldı. Birçok değerli kişinin katkılarıyla oluşan bu kitabın konusunu; boyutlar, paralel evrenler, evren sabitleri ve kuvvetler olarak söyleyebilirim.

Her zaman görünenden daha ötesinin var olduğunu düşünen ve gerçeği arayan bizler, bilmediğimiz bir sistem içerisinde doğduk.

Bize verileni kabul etmedik. Uyandık ve sorguladık.

Bilgi çağında her şeyin cevabının olduğunu öğrendik.

Çok boyutlu evrenimizde boyutlar arası bilimsel bir maceraya eğer hazırsanız; koltuklarınızı dik konuma getirin, güvenlik kemerlerinizi takın ve kozmosa doğru olan uçuş yolculuğumuz artık başlasın.

10. Boyut’un izindeki bu macera, 14 milyon yıl önce Frigya Vadisi’ne inen bir uzay aracıyla başladı…

Gök Türk

10. Boyut (Yeni kitabım) Artık Raflarda...

 


10. BOYUT ARTIK RAFLARDA!!!

10. Boyut, çok keyifli ve sürükleyici bir kurguyla insanlığın sürekli kafasını kurcalayan bilinmezleri adeta çözümleyen, çoklu evren anlayışına, Tip 0, I, II, III Medeniyetler olgusuna ve Dünya üzerindeki Homo sapiens’in nasıl oluştuğu ve geliştiği konularına, genetik ve fizik bilimlerinde şu an sahip olduğumuz bilgilerin de destekleri alınarak ışık tutan ayrıca macera ve heyecan dolu muhteşem bir yapıt.

Prof. Dr. Gökçen YUVALI (10. Boyut Editörü ve Bilimsel Danışmanı)
🔅
Dört boyutlu evrende, beş duyu organıyla dünyayı anlamaya çalışan insan, pozitif bilimlerdeki gelişmeler sayesinde bugün çok boyutlu evreni sorgular hale geliyor. Buna rağmen soru (n) larının yanıtlarını henüz bulabilmiş değildir. İşte bu cevapları matruşka bebekleri gibi içi içe geçmiş/birbiri üzerine binmiş boyutlarda arayan Gök Türk, 10. Boyut romanında da bizlere farklı bir düşünüş yolu sunarak, kozmosa doğru boyutlar arası kapı açıyor.

Doç. Dr. Ebru Güzel (Yazar)
(Janus: Güzelliğin Çirkin Yüzü, Yeni Öncüler, Eşikteki Çocuk kitaplarının yazarı)
🔅
Yazarın gerek mitoloji gerekse diğer, özellikle fen bilimlerinin bilgilerini akılcı ve sistematik bir şekilde harmanlaması sonucu insanlık tarihine farklı bir bakış açısı sunduğu değerli bir eser.

Prof. Dr. Abdulkadir YUVALI (Yazar)
(Cengiz Han, İlhanlı Tarihi kitaplarının yazarı)
🔅
Gök Türk bundan önceki kitaplarında insanlığın saklı bırakılmış binlerce yıllık gerçek tarihine ışık tutmuştu. 10. Boyut kitabında ise artık değişim zamanının geldiğini de hatırlatarak okuyucuyu, mikro kozmosun derinlerinden evrenin sınırlarına doğru çok boyutlu bilimsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Prof. Dr. Duygu Kaşıkçı
🔅
Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü mezunu olup alanıyla ilgili bir iş bulamayan Kaya, sonunda kasiyer ya da kurye olmaya karar vermiştir. Ancak işler istediği gibi gitmeyecek, rüyasında görüp bilgisayara yüklediği semboller sayesinde hayatı tümden değiştirecektir. İstanbul’dan NASA’ya kadar uzanan bu hikâye onu, bambaşka bir gerçekliğe ve hatta evrenin ilk mesajına kadar taşıyacaktır. 
Çok boyutlu evrenimizde boyutlar arası bilimsel bir maceraya eğer hazırsanız; koltuklarınızı dik konuma getirin, güvenlik kemerlerinizi takın ve kozmosa doğru olan uçuş yolculuğumuz artık başlasın.

Her şey, 14 milyon yıl önce Frigya Vadisi’ne inen bir uzay aracıyla başladı…
🔅


Önsözü okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

21-22 Ocak 2023 Antakya Turu

 


21-22 Ocak 2023 (1 gece 2 gün)
Göktürk Ramu anlatımları
Zekiye Olgaçay çalışmaları
Via Maris Turizm kalitesiyle...

Lokasyonlar: St. Pierre Kilisesi, Habibi Neccar Camisi, Müze Otel, Hatay Müzesi, Harbiye, Samandağ, Titus Tüneli, Vakıflı Ermeni Köyü, Musa-Hızır Türbesi, Musa Ağacı

9 Ocak 2023 Pazartesi

Boyutlararası Bilimsel Bir Eğitim İNSAN VE EVRENİN SINIRLARINA YOLCULUK 25 Nisan-16 Mayıs 2023


Göktürk Ramu ve Prof. Dr. Gökçen Yuvalı ile

Boyutlararası Bilimsel Bir Eğitim
İNSAN VE EVRENİN SINIRLARINA YOLCULUK

Fizik, Kimya, Biyoloji, Astrofizik, Metafizik ışığında sınırları zorluyoruz.

25 Nisan – 16 Mayıs
4 Haftalık 14 Saatlik Eğitim

1. Hafta 25 Nisan Salı 21.00-00.30
Göktürk Ramu
Boyutlar ve Onuncu Boyut
Işık Hızı ve Ötesi
Karanlık Madde ve Karanlık Enerji
Kozmik Mikrodalga Arka Alan Işınımı

2. Hafta 2 Mayıs Salı 21.00-00.30
Prof. Dr. Gökçen Yuvalı
Makrokosmosa Yolculuk; Einstein ve Görelilik
Evrenin Oluşum Teorileri
Kuvvetler
Karadelikler
Paralel/Ayna Evrenler

3. Hafta 9 Mayıs Salı 21.00-00.30
Prof. Dr. Gökçen Yuvalı

Mikrokosmosa Yolculuk; Kuantum Fiziği
Gendeki Sırlar
Genetik, Epigenetik ve Ölümsüzlük
Ölüm, Enerji ve Ölüm Ötesi Araştırmaları

4. Hafta 16 Mayıs Salı 21.00-00.30
Göktürk Ramu
İnsanın Sınırlarına Yolculuk
Dünyadışı Müdahaleler ve Tohumlamalar
Reenkarnasyon, Dejavu ve Genetik Hafıza

Kayıt-Bilgi: Göktürk Ramu

Prof. Dr. Gökçen Yuvalı kimdir?1974 yılında Ankara’da doğdu. 1996 yılında Erciyes Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. 1998 yılında Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde Moleküler Genetik alanında yüksek lisansını, 2005 yılında Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde Biyoteknoloji (Endüstriyel Mikrobiyoloji) alanında doktora eğitimini tamamladı. 1998-2005 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü ve Gazi Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak görev yaptı. 2005-2009 yılları arasında Niğde Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde Yardımcı Doçent Dr. olarak görev yaptı. 2009 yılında Doçent unvanını aldıktan sonra 2010 yılında Erciyes Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Biyoteknoloji Anabilim Dalı’nda Doçent Dr. olarak, 2014 yılından itibaren de yine aynı üniversitede Profesör Dr. olarak çalışmalarına devam etmektedir. Toplam yayın sayısı 97 olup bunların 34 adedi uluslararası, 8 adedi ulusal hakemli dergilerde tam metin olarak basılmıştır. Uluslararası ve bilimsel tanınırlığı olan dergilerden çalışmalarına yapılmış olan atıf sayısı 160’tır. 10 adet yüksek lisans, 1 adet doktora tez danışmanlığı yapmıştır. 9 adet projede yürütücü ve araştırmacı olarak yer almıştır.

Göktürk Ramu kimdir? (Şafak Bayraktutan - Gök Türk)

Ahıskalı kökenli olan Gök Türk, 1980'de Artvin'de doğmuştur. İlkokula Hopa'da başlamış, ortaokul ve liseyi Bursa'da bitirmiştir. Üniversiteyi 9 Eylül Ünv. Sınıf Öğretmenliği bölümünde okumuş, yüksek lisansını Beykent Ünv. Eğitim Yöneticiliği ve Deneticiliği bölümünde tamamlamıştır. Çeşitli eğitim kademelerinde Müdür, Müd. Yrd olarak çalıştıktan sonra öğretmenlik mesleğine devam etmektedir. Bir çocuk babasıdır. Anunnakiler konusunda beş kitap yazmış; bir kitabı İngilizce'ye çevrilmiştir.

Antik Çağlardan Günümüze Rüyalarımız ONLINE Pazartesi Eğitimleri 20 Mart - 10 Nisan 2023

  


Antik Çağlardan Günümüze Rüyalarımız ONLINE Pazartesi Eğitimleri
20 Mart-10 Nisan 2023
4 Haftalık 16 Saatlik Eğitimm

Bundan bin altı yüz yıl önce Bergama Asklepion sağlık merkezindeki “Uyku Odaları”nda hastalar istihare rüyasına yatırılıyor. Su sesi, çamur kürü, şifalı su, hacamat, açlık tokluk kürleri, tedavi ve müzik dinletisi gibi çeşitli yöntemlerle hastalıklar tedavi edilmeye çalışılıyordu.

Bundan üç yüz yıl önce Dünya’nın en önemli fizikçilerinden biri, Babil döneminde yaşamış Daniel’in rüyalarını araştırdı ve bunların aslında rüyadan öte, 2600 yıllık geleceği bildiren metinler olduğunu fark etti. Sonra üzerine çalıştığı rüyaları ve yorumlarını kitaplaştırdı. Ayrıca Vatikan’a da bir uyarı mektubu yolladı. Şu an İsrail Müzesi’nde saklanan bu mektupta Kova Çağı’nın 2060’ta başlayacağını; ondan önce de Yahudilerin Kudüs’te toplanarak bir devlet kuracaklarını günümüzden çok önce M.S. 1704’te ilan ediyordu.

Evrim teorisinin iki ayağından biri olan Wallace’ye de tüm bilgiler rüyada verilmişti. Son beş yüz yılı şekillendiren Descartes’in “Bilimsel Yöntemi”, Fizik’te bir numara sayılan Einstein’in “Görelilik Kuramı”, şu an karadelikleri anlamakta kullandığımız Ramanajuan’ın “Matematik Formülleri”, Böhr’ün “Atom Modeli”, Mendeleyev’in “Periyodik Cetveli” hepsi rüyalarla gelmişti.

Yoksa siz hala rüyalarınızın sadece bilinçaltı rüyaları olduğunuzu mu sanıyorsunuz???

Rüyalarımız Eğitimi

Araştırmacı Yazar Göktürk Ramu - Rüya Eğitmeni ve Yorumcusu Servet Derya Değerli

“Kadim zamanlardan günümüze Anunnakilerin insanlara verdiği rüyalar” Göktürk Ramu tarafından,

“Rüyalarımızın verdiği işaretleri nasıl yorumlamalıyız?” konusu Servet Derya Değerli tarafından işlenecektir.

Göktürk Ramu, Anunnakiler konusunda beş kitap yazmış; Anunnakiler kitabı İngilizce'ye çevrilmiş bir araştırmacıdır.

Servet Derya Değerli “Rüya Bilgeliği” eğitimleri vermekte, rüyalarının rehberliğine başvurmak isteyenlere yol göstermektedir. 2012′de yayınladığı “Rüya Olumlama Kartları” da bu amaca hizmet etmektedir. Katıldığı radyo ve televizyon programlarında, yazdığı köşe yazılarında insanlara; rüyaların ve hayatın işaretleri doğru okuyup eyleme geçirdiklerinde kendi değişimlerini ve mucizelerini gerçekleştirebileceklerini anlatmaktadır.

Konular:

1. Hafta: 20 Mart Pazartesi 21.00-01.00 Göktürk Ramu

- Anunnakilerin son iki bin yıldır en önemli iletişim şekli; Rüyalar, görümler, vizyonlar
- Rüyalarla ilgili yapılan bilimsel çalışmalar ve lusid rüyalar
- Kadim kaynaklardaki rüyalar ve rüyaların kaynakları, günümüze açtığı kapılar
- Kadim tabletlerdeki kehanet rüyaları, uyarıcı rüyalar ve günümüze yansımaları
- Son beş yüz yıldır tarihe yön veren keşif, icat, buluş, savaş rüyaları
- Rüya üstatları Daniel ve Yusuf'tan rüyaların yorumlamasına ilişkin bilgiler
- Eğitime katılanların rüyalarının yorumlanması (Son 1 saat)

2. Hafta: 27 Mart Pazartesi 21.00-01.00 Servet Derya Değerli

- Rüya nedir? Rüya sembolizmi kişiye nasıl yansır?
- Rüyalar nasıl analiz edilmelidir?
- Rehber rüyaları fark edebilmek için neler yapmalı, gelen işaretleri nasıl yorumlamalıyız?
- Rüya çeşitlerini neden bilmeliyiz?
- Bilinçaltı, lucid, astral, gündüz rüyaları-görüler, subliminal rüyaları nasıl ayırt edebiliriz?
- Eğitime katılanların rüyalarının yorumlanması (Son 1 saat)

3. Hafta: 3 Nisan Pazartesi 21.00-01.00 Servet Derya Değerli

- Rüya yazma çözümleme tekniği neden gerekli?
- Rüya dönüştürme ve/veya gerçekleştirme teknikleri, eylemler ve ritüeller ile rüyalar mucizeye nasıl dönüşebilir?
- Rüyalarla gelen keşifler, yetenekler, ilhamlar…
- Kadim kaynaklardaki örnek rüyalar ve rüya çözümlemeleri…
- Eğitime katılanların rüyalarının yorumlanması (Son 1 saat)

4 Hafta: 10 Nisan Pazartesi 21.00-01.00 Göktürk Ramu

- Anunnakilerin insanlara gönderdiği rüyalar ve amaçları, Kova Çağı’yla değişen rüya sembolizmi,
- Rüyalarla verilen sayılar ve sembollerin önemi
- Bulmaca şeklindeki rüyaların nedenleri ve direkt bilgi veren rüyalar
- Firdevsi, Şahname'den rüya yorumlamasına ilişkin bilgiler
- Dejavu, Dejavecu, Dejasenti ve Dejavisite'ye bilimsel yaklaşım
- Eğitime katılanların rüyalarının yorumlanması (Son 1 saat)

İlk hafta "Rüya Kapısı" açma meditasyonu ile başlayıp, diğer üç hafta ders sonrası verilen rüya olumlamaları ile rüyaya yatacak ve rüyalardan nasıl bilgi ve rehberlik alınabilir onu deneyimleyeceğiz. Sonra da her hafta ders sonu örnek rüya analizlerini yapacağız. Katılımcıların her birinin bir rüyası ders sonrası analiz edilecektir.

Eğitim sonunda katılım belgesi verilecektir.

Kayıt ve bilgi: Göktürk Ramu, Servet Derya Değerli

8 Ocak 2023 Pazar

İstanbul Atlantis Eğitimi 24 Aralık 2022

 


Anadolu'nun Bilinmeyen Tarihi ATLANTİS-LUVİLER-HİTİTLER

-YÜZ YÜZE EĞİTİM-

İSTANBUL 24 Aralık 2022 13.00-18.00 Şişli Atölye Babil

Atlantis günümüzdeki en gizemli konulardan birisidir. Atlantis hakkında Platon'dan bu yana yüzlerce görüş ortaya çıkmış, çoğu kanal bilgisi binlerce kitap yazılmış ve bunlara bağlı olarak milyonlarca kişi deneyim yaşamıştır.

- Atlantis mi batmıştı, sular mı yükselmişti?
- Her iki durumda da Jeolojik olarak kanıtlar bulunabilir miydi?
- Atlantis'in ortasında tapınağı bulunan Poseidon ismi hangi kültürlerde kullanılıyordu? Atlantis'i nerede aramalıydık?
- 9000 yıl önce battı diyen Mısırlıların yıl kavramı ile bizim ki aynı mıydı?
- Atlantis ise Helenler nasıl karşılaşmışlar ve Helenler Atlantis'i nasıl yenebilmişlerdi?
- Atlantis Uygarlığı kadar gelişmiş bir Helen kültürü gerçekten var mıydı?
- Atlantis'in bir alfabesi olmalı mıydı, Linear A yazısı bu alfabenin ürünü müydü? Ya Luvi dili??
- Atlantislilerin torunları Anadolu'da yaşayan ve MÖ 12. Yüzyılda büyük uygarlıkları çökertenler Luviler olabilir miydi?
- Hitit metinlerinde bahsedilen IŞIK İNSANLARI terimi niçin Luviler için kullanılmıştı?

Bunca yıl bilgi eksikliği nedeniyle bu konu sır olarak kalmış olabilir ancak artık bilgi çağında yaşamaktayız ve Atlantis bilmecesi doğru izler takip edilerek artık çözülme kavuşmalıdır.

İnsanlık; tarihi, jeolojik, arkeolojik bulgularla ve son dönem ortaya çıkan Luvi bilgileriyle Atlantis'in kanıtlarını ve kalıntılarını bulmaya çok yaklaşmıştır.

Eminim ki Anadolu'da doğmuş ve uyanmış "Atlantislilerin Torunları" yüzlerce kanıt ve kaynakla bu eğitimde anlatılacakları içsel olarak zaten bilmektedir.

Ancak şimdi bilme değil atalarla tanışma vakti...

Onların şehirlerini, kalıntılarını bulma vakti...

İçimizdeki genlerini, dillerini uyandırma vakti...

Atlantis'i keşfetme vakti...

Ankara Atlantis Eğitimi 17 Aralık 2022

 


Anadolu'nun Bilinmeyen Tarihi ATLANTİS-LUVİLER-HİTİTLER

-YÜZ YÜZE EĞİTİM-

ANKARA 17 Aralık 2022 13.00-18.00 Ümitköy Etkinsel Organizasyon

Atlantis günümüzdeki en gizemli konulardan birisidir. Atlantis hakkında Platon'dan bu yana yüzlerce görüş ortaya çıkmış, çoğu kanal bilgisi binlerce kitap yazılmış ve bunlara bağlı olarak milyonlarca kişi deneyim yaşamıştır.

- Atlantis mi batmıştı, sular mı yükselmişti?
- Her iki durumda da Jeolojik olarak kanıtlar bulunabilir miydi?
- Atlantis'in ortasında tapınağı bulunan Poseidon ismi hangi kültürlerde kullanılıyordu? Atlantis'i nerede aramalıydık?
- 9000 yıl önce battı diyen Mısırlıların yıl kavramı ile bizim ki aynı mıydı?
- Atlantis ise Helenler nasıl karşılaşmışlar ve Helenler Atlantis'i nasıl yenebilmişlerdi?
- Atlantis Uygarlığı kadar gelişmiş bir Helen kültürü gerçekten var mıydı?
- Atlantis'in bir alfabesi olmalı mıydı, Linear A yazısı bu alfabenin ürünü müydü? Ya Luvi dili??
- Atlantislilerin torunları Anadolu'da yaşayan ve MÖ 12. Yüzyılda büyük uygarlıkları çökertenler Luviler olabilir miydi?
- Hitit metinlerinde bahsedilen IŞIK İNSANLARI terimi niçin Luviler için kullanılmıştı?

Bunca yıl bilgi eksikliği nedeniyle bu konu sır olarak kalmış olabilir ancak artık bilgi çağında yaşamaktayız ve Atlantis bilmecesi doğru izler takip edilerek artık çözülme kavuşmalıdır.

İnsanlık; tarihi, jeolojik, arkeolojik bulgularla ve son dönem ortaya çıkan Luvi bilgileriyle Atlantis'in kanıtlarını ve kalıntılarını bulmaya çok yaklaşmıştır.

Eminim ki Anadolu'da doğmuş ve uyanmış "Atlantislilerin Torunları" yüzlerce kanıt ve kaynakla bu eğitimde anlatılacakları içsel olarak zaten bilmektedir.

Ancak şimdi bilme değil atalarla tanışma vakti...

Onların şehirlerini, kalıntılarını bulma vakti...

İçimizdeki genlerini, dillerini uyandırma vakti...

Atlantis'i keşfetme vakti...

İzmir Atlantis Eğitimi 10 Aralık 2022

 

Anadolu'nun Bilinmeyen Tarihi ATLANTİS-LUVİLER-HİTİTLER

-YÜZ YÜZE EĞİTİM-

İZMİR 10 Aralık 2022 13.00-18.00 Bayraklı Megapol Tower Office İzmir Atölye

Atlantis günümüzdeki en gizemli konulardan birisidir. Atlantis hakkında Platon'dan bu yana yüzlerce görüş ortaya çıkmış, çoğu kanal bilgisi binlerce kitap yazılmış ve bunlara bağlı olarak milyonlarca kişi deneyim yaşamıştır.

- Atlantis mi batmıştı, sular mı yükselmişti?
- Her iki durumda da Jeolojik olarak kanıtlar bulunabilir miydi?
- Atlantis'in ortasında tapınağı bulunan Poseidon ismi hangi kültürlerde kullanılıyordu? Atlantis'i nerede aramalıydık?
- 9000 yıl önce battı diyen Mısırlıların yıl kavramı ile bizim ki aynı mıydı?
- Atlantis ise Helenler nasıl karşılaşmışlar ve Helenler Atlantis'i nasıl yenebilmişlerdi?
- Atlantis Uygarlığı kadar gelişmiş bir Helen kültürü gerçekten var mıydı?
- Atlantis'in bir alfabesi olmalı mıydı, Linear A yazısı bu alfabenin ürünü müydü? Ya Luvi dili??
- Atlantislilerin torunları Anadolu'da yaşayan ve MÖ 12. Yüzyılda büyük uygarlıkları çökertenler Luviler olabilir miydi?
- Hitit metinlerinde bahsedilen IŞIK İNSANLARI terimi niçin Luviler için kullanılmıştı?

Bunca yıl bilgi eksikliği nedeniyle bu konu sır olarak kalmış olabilir ancak artık bilgi çağında yaşamaktayız ve Atlantis bilmecesi doğru izler takip edilerek artık çözülme kavuşmalıdır.

İnsanlık; tarihi, jeolojik, arkeolojik bulgularla ve son dönem ortaya çıkan Luvi bilgileriyle Atlantis'in kanıtlarını ve kalıntılarını bulmaya çok yaklaşmıştır.

Eminim ki Anadolu'da doğmuş ve uyanmış "Atlantislilerin Torunları" yüzlerce kanıt ve kaynakla bu eğitimde anlatılacakları içsel olarak zaten bilmektedir.

Ancak şimdi bilme değil atalarla tanışma vakti...

Onların şehirlerini, kalıntılarını bulma vakti...

İçimizdeki genlerini, dillerini uyandırma vakti...

Atlantis'i keşfetme vakti...