Bırakın doğruları gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. Bugün onların olsun; ama uğrunda çok uğraştığım gelecek, benimdir. Tesla
8 Eylül 2014 Pazartesi
Ölüyü Diriltecekler! Hayvanda Başarılı Olundu, İnsan İçin İzin Bekleniyor - Doç. Dr. Neva ÇİFTÇİOĞLU BANES
Bu hafta sizi çok yakın geçmişte keşfedilen, son 7-8 aydır bilimsel arenada sıklıkla tartışılan ama basının nedense pek yer vermediği ilginç buluşlardan birkaçıyla tanıştırmak istedim.
Bir araştırmanın kalitesi, gerçekleştiren ekibin güvenilirliği, önemi, halkın gösterebileceği ilgi ihtimali bilim haberleri yapan medyanın haber seçme kriterleri olarak kabul edilir. Lakin bu kriterlerden tam puan aldığı halde basının yer vermekten çekindiği bilim haberleri de vardır. Bunun ardında üç sebep yatar: Para, dini inançlar, siyasi engellemeler ve tepki alma korkusu. Bu yüzden bilim dünyası sırf halktan ilgi görmediği için maddi destek alamayıp silinip yok olmaya yüz tutmuş ilginç bilimsel araştırmalarla doludur.
İşte size 3 örnek:
ÖLÜMDEN GERİ DÖNÜŞ MÜMKÜN MÜ?
Arizona Üniversitesi araştırmacılarından Peter Rhee, yaklaşık 1 ay önce yaptığı basın toplantısında şu sözlerle konuşmasına başladı: “Vücut ısınız 10 dereceye kadar düşmüşse, beyin fonksiyonunuz durmuşsa, kalbiniz atmıyor, kanınız damarlarınızdaki yolculuğuna son vermişse doğal olarak ‘Öldü’ teşhisi konulacaktır. Ama emin olun geliştirdiğimiz bir teknikle sizi hayata geri getirebiliriz.” İnanamayan gözlerle bakan basın mensuplarına bu sefer de Maryland Üniversitesi araştırmacılarından Samuel Tisherman açıklamalar yaptı: “Evet! Dr. Rhee’nin sözlerinde hiçbir abartı yok. Araştırmalarımızı çeşitli hayvanlar üzerinde yaptık ve çok başarılı sonuçlar elde ettik. Bütün detaylarıyla açıkladığımız bu devrim yapacak buluş nedense bilimkurgu gibi algılanıyor. Aynı araştırmayı insanlar üzerinde yapmak için ‘etik kurulundan’ izin bekliyoruz. Sanırız ondan sonra hak ettiğimiz ilgiyi göreceğiz.”
İddia ettikleri projeye kısaca bir göz attım. Gerçekten çok ilginç. Bir canlı hayatını kaybetse de kan ve organlar bir süre özelliğini kaybetmeyebilir. Fakat nefesin durmasıyla birlikte oksijensiz kalan organlarda (özellikle beyinde) büyük bir “hasarlar zinciri” başlar. Araştırmacıların yaptıkları testlere göre bu hasarı engellemek mümkün. Bunun için ölümün gerçekleşmesinin hemen ardından beden 20 derece kadar soğutularak hücre metabolizması yavaşlatılıyor. Daha sonra vücuttaki kan, serum fizyolojikle değiştiriliyor. Bu sırada vücutta oluşan hasarı gidermek için yapılması gereken müdahale (örneğin ameliyat) gerçekleştiriliyor. Tedavi sonrası ölen kişinin kanı yeniden bedenine pompalanıyor. Kanın damarlarda dolaşmaya başlamasının ardından kalbin atmaya başlama oranı % 90. “Öldü” teşhisi konulan canlı gözlerini açıyor ve yaşamına devam ediyor. Yapılan incelemelere göre hafıza kaybı yok, öğrenebilme yeteneği ise yerli yerinde...
Domuz ve fare gibi memelilerde gerçekleştirilen bu testler bilimsel etik kurulundan yanıt alınır alınmaz sıraya giren (çoğunluk kanser hastası) gönüllülerde uygulamaya sokulacak. Araştırmacıların en çok odaklandığı kullanım sahası insanlı uzay misyonları. Geliştirilen bu teknik yıllarca sürecek yolculuklarda astronotların yolculuk boyunca uyutulabilmelerine bir ön adım olarak gösteriliyor.
MARS’TA KEMİĞİN NE İŞİ VAR?
Bu haber de geçen haftadan. Biliyorsunuz NASA Mars’a robotlar göndererek çeşitli test ve fotoğraflarla hayat izleri araştırıyor. Çekilen binlerce fotoğraf tek tek aylarca uzmanlar tarafından inceleniyor. Curiosity (merak) adı verilen robot Ağustos 2012’den bu yana dünyaya göndermiş olduğu resimlerin en ilgincini gönderdi. Fosilleşmiş, uyluk kemiği benzeri bir yapı. Bu fotoğraf daha önce fosilleşmiş omurga benzeri yapıların fotoğraflarıyla bir araya getirildiğinde daha da anlam kazandı. Bundan birkaç ay önce bilim insanları arasındaki ateşli tartışmalar sonucunda “geçmişte mikroskobik canlıların olma olasılığının çok yüksek olduğu”na karar verilmişti. Fakat çekilen kemik resimleri sonucunda her nedense hiç kimse “Acaba memeli canlılar da mı vardı?” sorusunu dile getiremedi. “Kemiğe benziyordur” deyip geçildi. Diğer yapılan tahminler bana göre “komik ötesi”. İşte size ciddi bir bilim insanının basına yaptığı şaka olmayan ciddi yorumu: “Dünyaya göktaşları çarptığında ölen dinozorların kemikleri fırlayarak Mars’a düşmüş olabilir!” Bu açıklamayı ilk duyduğumda “Demek ki garip açıklamalar ve yorumlar yapmak için profesyonel politikacı olmaya gerek yok” diye aklımdan geçirdim...
Geçen hafta Houston semalarında onlarca farklı insanın farklı konumlardan çektiği UFO resimleriyle pekişen bu haber, “Uzayda hayat var” tartışmalarının en azından konuya ilgi duyan halk tarafından başlatılmasına sebep oldu.
TELEVİZYON İÇİNE HAPSOLMUŞ ÇOCUKLAR:
Bütün gün yorulup akşam rahat bir nefes almak isteyen birçok çocuklu anne-babanın aklına gelen ilk çözüm: Televizyon! Bir çizgi film ya da rengârenk görüntülü herhangi bir belgesel, yanında biraz çerez, bir bardak meyve suyu...Oh dünya varmış! Çocuk bağrışmasının ardından gelen sessizlik dinlenmek için tam bir fırsat. Yale Üniversitesi sosyologlarından Nicholas Christakis, 2011 yılından bu yana her fırsatta aileleri uyarmaya devam ediyor: “Bir çocuğun beyni doğduğu anda 333 gram. Bu rakam bebek 2 yaşına gelene kadar 3 kat artıyor. Dolayısıyla beyinsel gelişmenin olduğu bu dönemde özellikle o yaşlarda çocuğun neye baktığı, neye konsantre olduğu çok önemli. Onun için çocuklar televizyon önüne oturduğu an seyretmesi için seçilecek film ve televizyon önünde oturma süresi gelecek hayatını çok büyük bir oranda etkiliyor. Okul çağında günde 1.5 saatten fazla televizyon seyreden çocuklarda okul derslerine konsantrasyon bozukluğu görülüyor. Maximum 1.5 saat TV seyredip diğer bilgisayar oyunlarından uzak tutulan çocuklar, anlayışlı, yardımsever, başarılı ve idealist bireylere dönüşüyor. Kısacası sessiz bir ortam için “televizyon içine hapsettiğiniz” çocuklarınız büyüdüklerinde “o kafesten” sorunlu insanlar olarak çıkabiliyorlar.
http://www.haberturk.com/saglik/haber/985985-oluyu-diriltecekler
31 Ağustos 2014 Pazar
Nuh'un Gemisi, Ağrı Dağı ve Hasan Amca
Son 100 yıldır sayısız araştırmacı Nuh'un Gemisi'nin Ağrı Dağına indiğini düşünerek ülkemize gelip tırmanış yapmaktadır. Bizler tufanı bir dinsel mit ya da efsane olarak görsekte Dünya olaya farklı yaklaşmaktadır. Kayıtlara geçen ilk araştırmalar 1939'da Hitler tarafından gönderilen bir araştırma ekibi tarafından yapılmıştır. Ağrı Dağı'nın araştırılması için defalarca Atatürk'ten izin isteyen Hitler bu izni alamamış, Atatürk'ün ölümüyle de İsmet İnönü'den izin bile istemeye gerek duymadan araştırma ekibini yollamıştır. Aralık 1938'de içlerinde Hitler'in ünlü kimyasal ölüm silahlarını üreten bilim adamlarının da bulunduğu bir ekip yanlarındaki birlikle tırmanış gerçekleştirmiştir. Bu araştırmaların sonucu resmi kayıtlarda bulunmamasına rağmen Dünya'daki komplo teorilerinde orada bir UFO bulunduğu ve Almanya'ya götürüldüğü şeklinde kendisine yer bulmuştur. Ay'a ilk ayak basan Neil Armstrong'da Ağrı Dağına tırmanış yapmıştır. Bunların dışında bölgeye sayısız araştırmacı gelmiş lakin kayıtları tutulmamıştır. En son 2010 yılında Çinli bir grup Nuh'un Gemisini bulduklarını söyleyerek bir basın toplantısıyla kanıtlarını bilim dünyasına sunmuşlardır.
Ağrı Dağına gelen araştırmacıların sayısı net olarak bilinmese de Doğubeyazıt'ta yaşayan Hasan amca son otuz yıldır Nuh'un Gemisi'nin izlerini gönüllü olarak tanıttığı için bu sayının yüzlerce olduğunu öğrenebiliyoruz. Gelenlerin hepsi de çok ciddi araştırmacılar. Çeşitli kürsülere ait bilim adamlarından, eski tarih araştırmacılarına, arkeologlardan ufo araştırmacılarına kadar bir çok insana bölgede rehberlik eden Hasan amcanın dediğine göre bir çok kanıt bulunmuş ve de götürülmüş. Birçoğunu da kendisinin engellediğini, kültür bakanlığından yazı karşılığında buluntuları vereceğini söylediğini, gelen yazıyla buluntuları teslim ettiğini de ekliyor. Hasan amcaya göre bölge turizme kazandırılmalı ve bu bağlamda valilik araştırmalar yapıyor.
Yine bölgeye sık sık tırmanış gerçekleştiren Nasuh Mahruki de yazdığı makalesinde bölgedeki turizm potansiyelinin kullanılmasını istiyor.
Peki Nuh'un Gemisi gerçekten Ağrı Dağında mı?
Kutsal kitaplardan çıkarılan sonuçlara bakıldığında Ağrı Dağında olduğu görüşü ağırlık kazanıyor. Buna katılmayanlar ise Cudi Dağını işaret ediyor. Tabiki de bu konuda net bir şey söylemek mümkün değildir. Ancak kutsal kitaplar dışında bizlerin çok fazla bilmediği Dünya'nın ise 150 yıldır araştırdığı kadim yazıtlarda bu konu açık seçik yazıyor. Sümerce de Ziusuda, Akkadca da Utnapiştim olarak bilinen Nuh'un gemi yapımından tufana kadar bir çok ayrıntısına yer veriliyor. Gılgamış Destanı gibi bir takım kadim yazıtlarda net bir şekilde geminin MÖ 11 000 dolaylarında Ağrı Dağına indiği belirtiliyor. Bu konuda ki yorumları okuyucuya bırakıp Amon Ra: Uzaylı Bir Prensin Yaşam Öyküsü kitabımda konuyla ilgili bölümü paylaşarak konuyu bitiriyorum. Esen Kalın...
Gök Türk
“Sular çekilmeye başladığında ilk
kara parçaları da görünmeye başlamıştı. Sular dağlardan aşağı doğru akarken,
havadaki tüm araçlar bu kara parçalarına doğru hareketlendi. Yaklaştıklarında bu
bölgenin Ağrı Dağı olduğunu anladılar. Ağrı Dağı’nın iki tepesinden doğu
yönünde olanına inişe geçtiler. Zirveye yaklaştıklarında çok garip bir şey
oldu. Tuhaf bir gemi kendilerini orada bekliyordu. Ona yakın bir mesafede araçları
yere indirdikten sonra, Enlil, Enki ve Ninurta merak içinde gemiye doğru hızla
yürüdü. Gemide Ziusudra ve ailesiyle birlikte birkaç insanı görünce Enlil
çıldırdı. Çok açıktı ki birileri emirlerine karşı gelmişti. Enlil bu durumdan
dolayı Enki’yi suçlarken, Ziusudra gönül almak için onlara pişmiş et ikram etti.”
Damkina, bir gemiyle birlikte birkaç insanın Tufan’dan kurtuluşunu özetle böyle
anlattı.
Amon Ra: Uzaylı Bir Prensin Yaşam Öyküsü s.148
Kaynaklar:
http://gokturkramu.blogspot.com.tr/2012/01/hitler-yasyor-olabilir-mi-agartha.html
http://www.nasuhmahruki.com/index.php?option=com_content&view=article&id=1571:nuhun-gemisi&catid=72:cumhuriyet-gazetesi-spor-eki-yazilari&Itemid=416
http://www.ntvmsnbc.com/id/25088409/
http://www.dailymotion.com/video/x16f70g_nuh-un-gemisi-nin-izlerini-30-yildir-gonullu-tanitiyor_shortfilms
http://www.sondakika.com/haber/haber-nuh-un-gemisi-nin-izlerini-30-yildir-gonullu-5195693/http://www.yenisafak.com.tr/yerel/nuhun-gemisinin-izlerini-30-yildir-gonullu-koruyup-tanitiyor-575342
Tabletlere göre Nuh'un Gemisi
Enki Ziusudra'yı kamış perde arkasından Büyük Tufan için uyarırken
25 Ağustos 2014 Pazartesi
Nasa, Geçmişte Dünya'yı Uzaydan Gelen Bir Türün Ziyaret Etmiş Olabileceğini Kanıtlarla Sunan Bir Kitap Yayınladı.
Nasa, geçmişte Dünya'yı uzaydan gelen bir türün ziyaret etmiş olabileceğini kanıtlarla sunan bir kitap yayınladı. Dünya çapında ses getiren bu kitap sonrasında bilinmeyen bir nedenden ötürü geri çekildi...
http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-2634903/Have-aliens-visited-Earth-Nasa-book-suggests-ancient-rock-art-created-extra-terrestrials.html
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




