18 Eylül 2017 Pazartesi

Kudüs - Eriha Turu 3. Gün: 8 Eylül Cuma


Via Maris Turizm ile yaptığımız Kudüs-Eriha turunun üçüncü günü bir önceki günün aksine otobüs yolculukları ile geçecekti. Bu yüzdende sabah erken kalkarak kahvaltımızı yaptık ve 7.30 gibi Eriha yollarına düştük. Otobüsün camlarından çıplak dağları seyrederken rehberimiz Ruti’nin İsrail’deki siyasi ve sosyal sistem hakkındaki verdiği bilgileri dinledik. Ruti; A Bölgesi, B Bölgesi, C Bölgesi, Dürzi Köyü vs derken kontrol noktasından geçerek Filistinlilere ait Batı Şeria bölgesine geçtik.

Bu topraklarda Filistin plakalı araçları bolca görmeye başlayınca rehberimize neden Kudüs’te bu araçları göremediğimizi sorduk. Filistin Hükümetinin bulunduğu Ramallah ile diğer Filistin şehirleri arasında gidip gelen bu araçların anlaşmalar gereği Kudüs’e girme durumları yokmuş. Bir süre sonra otobüsümüz çöl gibi bir yerde yol kenarına yanaştı ve Ruti bu noktanın deniz seviyesi olduğunu söyledi.



Ölüdeniz deniz seviyesinden yaklaşık 350 mt aşağıdaydı ve biz bu noktada bol bol resim çektirdikten sonra otobüse binerek yolumuza devam ettik. İlk hedefimiz Şeria Nehriydi ve bunun için Ürdün sınırına gitmemiz gerekiyordu. Sağımız ve solumuzdaki mayın tarlalarının arasından geçip kontrol noktasına geldiğimizde tekrar İsrail askerlerini gördük. Güvenliği de geçince Şeria Nehrindeki Hristiyan kafileleriyle karşılaştık. 


İsa’nın ilk kez Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edildiği bu yerde Hristiyan hacılar özel kıyafetler giyerek vaftiz ediliyordu. Bize mi denk geldi bilemem ama alandaki Afrikalıların çokluğu dikkatimizi çekti. 


Rehberimizin verdiği bilgilerden sonra ben de grubumuza Gılgamış ile Siduri’nin burada karşılaştığını, İlyas’ın gökyüzüne buradan alındığını, İsrailoğullarının Yeşu başkanlığında İsrail’e girişlerinin buradan yapıldığını anlattım. Verilen bilgilerin ardından bende dahil bir çok arkadaşımız ayaklarıyla Şeria Nehrine girdi. Alandan ayrılırken İsrail’in kadın askerlerinden biriyle fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedik.


Günün ikinci durağı Dünya’nın en eski yerleşim birimi olarak kabul edilen Eriha’ydı. Anunnakilerinde bizzat yaşadığı bu şehir diğer çoğu turun güzergahında yoktu. Bizler ise Via Maris Turizm sayesinde bu ilginç şehre rahatça girebildik. İzlediğimiz tanıtım filminin ardından sit alanını gezdik ve hemen yandaki Filistinli tesislerden hurmalarımızı aldık. Yol boyunca cezaevi gibi çevrelenmiş Yahudi evleri dikkatimizi çekti.


Sonraki durağımız Ölüdeniz yani Türkiye’de Lut Gölü olarak bildiğimiz yerdi. Tuz oranı bakımından dünyanın üçüncü sırasında yer alan bu gölde suyun altına batamayacağımız söylenmekteydi. Büyük bir heyecanla hemen göl kenarındaki tesise girdik ve mayolarımızı giyip soluğu gölde aldık. 


Göl son elli yıldır geri çekilmekteydi ve önceki iskele gölün şimdiki seviyesinden çok yukarıda kalmıştı. Göl kenarındaki çamurdan bir çok kozmetik ürün yapıldığını duyunca kafilemiz önce çamur banyosu yaptı ardından da göle girerek serinledi. Gerçekten de suyun altına batmak imkansızdı. Yüzenlere baktığımızda sanki hepsinin altında şişme yatak varmış hissi uyanmıştı bizde. 


Keyifle geçen bir saatin ardından öğlen yemeğimizi de yiyeceğimiz ve Ölüdeniz Yazmalarının bulunduğu Kumran Mağaralarına doğru yola çıktık. Kumran Mağaralarındaki dinlenme zamanından sonra Masada Dağına otobüsümüz yolculuğuna başladı. Dikkatimizi çeken önemli noktalardan biri de yol boyunca benzin istasyonları ya da dinlenme tesislerinin olmamasıydı. Ölüdenize paralel giden yolun bir kısmında yine İsrail askerleri tarafından durdurulduk çünkü Batı Şeria’dan ayrılıp İsrail topraklarına giriyorduk.


Masada Dağına geldiğimizde bizi bekleyen teleferiğe binerek tepedeki kaleye çıktık. Roma döneminde yapılan ve sonra Yahudilerin yerleştiği bu kale İsrailliler için bugün bile çok önemli bir yer. Bin kadar Yahudi burada üç yıllık Roma kuşatmasının ardından köle olmamak için toplu intihar etmiş. 


Kalıntıları gezip tekrar teleferikle aşağı indikten sonra 4000 yıl önceki nükleer savaşın izlerini takip etmek için Ölüdeniz’in daha da güneylerine doğru yola çıktık. Bu kısım standart turların hiç birinde bulunmamaktadır. Maalesef ki Ein Bokek’e kadar gidebildik daha da güneye gidemedik. 


Bizim amacımız daha da güneye gidip, İsrail Nükleer Araştırmalar Merkezinin önünden geçip, ibrahim’in yaşadığı Beer Sheva’ya uğramak ve farklı yoldan Kudüs’e geri dönmekti ancak Arap şöförümüz bu yoldan çok korktuğu için gidemedik. Neden korkulduğuyla ilgili sağlıklı bir açıklama alamadık ama gittiğimiz yoldan geri dönmek gerekiyordu ve akşam yemeğine yetişmek için Ein Bokek’ten geri döndük. 


Ölüdeniz boyunca yaşanan nükleer savaşı mikrofonla anlattık, resimler çektirdik ve oteldeki akşam yemeğimizin ardından ufak birde seminer verdik.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder